İznik Gölü’nün kıyısında Bursa’nın unutulmuş masalları
Bursa’nın sokaklarından, mahallelerinden ve eski zamanlarından beslenerek yazıyorum bu satırları. İznik Gölü kenarına gittiğim o serin sonbahar günü, sanki zaman durmuş gibiydi. Su hafif hafif çırpınıyordu kıyıda. Balıkçılar ağlarını toplarken bir yandan da kendi aralarında fısıldaşıyorlardı. Tam o anda anladım ki bu gölün etrafında anlatılmayı bekleyen onlarca hikaye var.
İznik’e giden yol, Bursa’dan çıkınca önce ovayı keser, sonra dağlara tırmanır. Yol kenarındaki eski kahvelerde yaşlı amcalar nargilelerini yakar, bir yandan da geçmiş günleri yâd eder. Ben de onlardan biriyle sohbet ettim o gün. Adı Ahmet’ti. Seksenine merdiven dayamıştı ama hafızası pırıl pırıldı.
Bursa’dan İznik’e uzanan eski yol hikâyesi
Ahmet Amca anlatıyordu: “Eskiden Bursa İznik arasında faytonla gidilirdi. Yol toz toprak olurdu ama o tozun içinde nice aşklar, kavgalar, barışmalar gizliydi.” Gözleri parlıyordu konuşurken. Sanki o faytonun içindeymiş gibi anlatıyordu her şeyi.
Göl kenarına vardığımızda güneş yavaş yavaş alçalıyordu. Suyun rengi turuncuya dönmüştü. Karşı kıyıda İznik’in surları belli belirsiz görünüyordu. Tarihi şehirle gölün bir arada duruşu insana tuhaf bir huzur veriyordu. Sanki ikisi de birbirine sırdaş olmuş gibi.
İznik Gölü’nde saklanan efsaneler
İznik Gölü sadece su birikintisi değil. Burası binlerce yıllık bir tanık. Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya nice medeniyetin izini taşıyor. Balıkçılar hâlâ “gölün dibinde kilise var” diye fısıldıyor aralarında. Gerçek mi efsane mi bilinmez ama o söylenti bile insanın hayal gücünü harekete geçiriyor.
Bir ara gölün kenarındaki küçük bir tekneye bindik. Motorun sesi suya karışıyordu. Kaptan genç bir adamdı, adı Emre. “Abi bu gölde balık tutarken bazen eski paralar çıkar,” dedi gülümseyerek. “Bir seferinde üzerinde Roma imparatorunun resmi olan bir sikke bulmuştum.” O an anladım ki İznik Gölü hâlâ sırlarını yavaş yavaş veriyor.
Bursa’nın gölgelediği tarihi doku
Bursa’dan bakınca İznik biraz uzakta gibi durur ama aslında ruhları iç içedir. Yeşil Bursa’nın ağaçları, Osmanlı camileri, hanları ve köprüleriyle İznik’in seramik geleneği, surları ve gölü adeta birbirini tamamlar. İkisi de birbirinden beslenir.
İznik çinileri meşhurdur. Ama o çinilerin sırrı da gölün suyuyla ilgili derler. Eskiden ustalar çamuru gölün belirli yerlerinden alırmış. Suyun minerali toprağa başka bir ruh katarmış. Belki de bu yüzden o mavi o kadar derin, o kadar etkileyici.
Göl kenarında bir akşamüstü sohbeti
Akşamüstüne doğru göl kenarındaki küçük bir çay bahçesine oturduk. Masalar eski tahtadandı. Sandalyeler gıcırdıyordu. Yan masada iki teyze kendi aralarında konuşuyordu. Biri “Kızım bu gölün suyu şifalıdır,” diyordu. “Benim romatizmamı aldı götürdü.” Öbürü başını sallıyordu.
O sırada hafif bir rüzgâr esti. Sazlar eğildi, su dalgalandı. Sanki göl de sohbete katılıyordu. Tam o anda fark ettim ki İznik Gölü kenarındaki tarihi şehir aslında bir masal kitabı gibi. Her sayfasında başka bir hikaye, başka bir insan, başka bir zaman var.
İznik’in dar sokaklarında Bursa’nın izleri
İznik’in içine girince daracık sokaklar insanı kucaklıyor. Evlerin duvarlarında eski Osmanlı evlerinin ahşap işçiliği göze çarpıyor. Bazı evlerin kapısında Bursa’dan gelmiş yeşil Bursa motifleri var. İnsanlar hâlâ kapı önlerinde oturup komşuyla muhabbet ediyor. Bu hâl Bursa’nın eski mahallelerini hatırlatıyor bana.
Bir ara surların dibindeki küçük bir dükkâna girdim. İçerisi seramikle doluydu. Dükkan sahibi yaşlı bir amca, “Bunların hepsini kendi elimle yaptım,” dedi gururla. “Ama ilhamımı İznik Gölü’nden alıyorum. Rengi, sakinliği, derinliği… hepsi burada.”
Gölün sessiz tanıklığı ve gelecek masallar
Gece çökerken gölün üzerine ay ışığı düştü. Su simsiyah kesilmişti ama ayın yansımasıyla gümüş gibi parlıyordu. Kıyıdaki kamışların arasında kurbağalar ötmeye başladı. O an anladım ki bu şehir ve bu göl hâlâ yeni masallar bekliyor.
Bursa’nın kalabalık çarşılarından, Cumalıkızık’ın eski evlerinden, Uludağ’ın yamaçlarından gelen herkesin mutlaka bir gün İznik Gölü kenarına oturup dinlenmesi lazım. Çünkü burada zaman başka akıyor. Hikayeler başka anlatılıyor. Sizde kendi hikayenizi bir escort bayan ile tanışarak yazabilirsiniz.
Belki bir gün sen de gidersin. O küçük tekneye biner, gölün ortasında sessizce durursun. Suyun altına kulak kabartırsın. Belki de o eski kilisenin çan sesini duyarsın hafif hafif. Ya da bir Osmanlı beyinin atının nal sesini…
İznik Gölü kenarındaki tarihi şehir masalları bitmiyor. Sen dinlemek istediğin sürece devam ediyor. Bursa’dan gelen rüzgâr, İznik’in surlarına çarpıp sana eski bir ninni gibi fısıldıyor.
Şimdi sıra sende. Bir dahaki gidişinde göl kenarına otur, bir çay söyle. Belki yanına yaşlı bir balıkçı gelir. Belki de sana hiç duymadığın bir masal anlatır. O masal da bu yazının devamı olur.